Gemiler

(Fikret Otyam usta gemiler serisi için yazmıştı.)

RESİM YAPAN ELLER DE DERT GÖRMESİN…

“Resim,-smi is.Ar. 1.Kâğıt ve benzerleri gibi düz bir nesne üzerine, kalem, boya veya başka araçlarla bir şeyin çizilen benzeri;insan resmi, ağaç resmi.Ev resmi ,2. Bu gibi benzerleri çizmek sanatı;Resim güzel sanatlardan biridir..”( Türk Dil Kurumu/Türkçe Sözlük, Sayfa 623) Resmi de, resim yapanı da severim. Resim yapan devlet adamları,askerler de vardır,bir örnek ünlü İngiliz W.Çörçil.İkinci dünya savaşının en acımasız zamanlarında Çörçil’in hafta sonlarında günlerini resim yaparak geçirdiği bilinir..Yani,savaşçı olarak değil,resim yapan biri olarak, ressam olarak Çörçil boya sıktığı paletini kurutmamış o zalim savaş yıllarında bile. Resimle et tırnak olmak, onunla yaşamak, onunla gün bitirmek bu sanatın vazgeçilmezidir. Ünlü usta Matisse, parmakları fırça tutmaz hale gelince fırçasını parmağına bağlatmış,saygı duyulmaz mı ? Resimle haşir neşir olmuş,resimsiz duramayan nice sevdalı tanıdım,bunlardan birisi de Mehmet Akkaya…Bir resim sevdalısı..Çalışmalarının fotoğraflarını gördük,ilgimizi çekti ,çağrı gönderdiği sergisini görmek için Antalya’dan Burdur’a uzandık ve yapıtlarına can gözüyle bakınca bu yolculuk boşa çıkmamıştı.Resim arkadaşımızın ,aradan geçen zaman içinde fotoğraf olarak elimize ulaşan yapıtları mutluluk verdi,gelişmeler mutluluğu.. Resim de tüm öteki sanat daları gibi her izleyeni tarafından farklı yorumlarla karşı karşıya kalır, bu doğasında vardır; onun da ötesinde böyle olması bir zorunluluktur. Çünkü sanat insan yaşamına farklı dünyaların kapısını açmak gibi zor bir sorumluluğu da üstlenir kendiliğinden. Resim sanatı çeşitli nedenlerle kendini yeterince öne çıkaramasa da, ressamların bireysel çabaları onun görmezden gelinmesinin bir parça önüne geçmiştir. Mehmet Akkaya arkadaşımız da kendi köşesinde bu çabaya el verenlerimizden, hem öyle durmadan öne çıkayım, adımı herkes duysun diye de uğraşmıyor, ki aynı zamanda UPSD (Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği) üyesi. Onun tek amacı resimlerinin öne çıkması ve o resimlerdeki dünyaları başkalarının da görüp paylaşmasından başka bir şey değil. O, mütevazi kimliği ile eserleri ve izleyici arasında nefes alan bir kişiliktir. Yalnız resim değil; heykel, seramik çalışmaları da var sanatçı dostumuzun. Hem bunlar içinde insanı çok etkileyen, neredeyse bir tuvalde verilebilecek hareketliliği bir heykelde yakalama başarısını gösterebilmiş Mehmet Akkaya. Gemiler serisine baktığımda ilk dikkatimi çeken çok temiz bir palete sahip olmasıydı. Elbet konu bazen ressamı biraz dağınık, biraz karmaşık hatta boyayı kullanmada biraz daha savruk olmaya itebilir; diyebilirim ki Mehmet Akkaya bunları fırçasının darbeleriyle, resmindeki ince, yumuşak dokularıyla verebilme başarısını yakalamış. Kuvayi Milliye serisinde sözgelimi rüzgara karşı ilerleyen atlıların adeta rüzgarla, yer ve gökle birleştikleri, öyle ilerledikleri görülür. Burada atlılara bakarken sizin kalkıp o hücuma katılasınız gelir ki, gerçeklik duygusunu bu denli yansıtması da ayrıca değerlendirilebilir. Kuvayi Milliye serisi Nazım ustanın Kuvayi Milliye Destanı’ndan esinlenmiştir. Bu serideki tüm resimlerde kırmızı rengin ve koyuluğun hakimiyeti göze çarpar. Bunu Kurtuluş Savaşı’mızda canımızı, kanımızı orta yere koyduğumuz biçimde algılayabileceğimiz gibi, bayrağımızın hakim rengi kırmızıdan bağımsızlığımıza giden yol olarak da düşünebiliriz. Ayrıca bu seride insan yüzleri çok net değildir, öyle ya, Anadolu’yu kurtaranların çoğu meçhul, adsız kahramanlar değil miydi? Bu serideki resimlerin duyduğum kadarıyla çoğu satılmış, bunu hem ressam Mehmet Akkaya’ nın başarısı hem de tarih bilincimize giderek daha çok sahip olduğumuz biçiminde yorumlayabiliriz. Eksikleri de var elbette arkadaşımızın. Sanatın o sonsuz ve meşakatli yolunda her sanatçı gibi o da kendi bildiği doğru yolda ilerleyecek ve kendi dünyasını fırçasıyla yeniden yaratacaktır. Nereye varır, nereye ulaşır menzili bilemeyiz. Ama doğru yolda olduğu muhakkak. Mehmet Akkaya ve onun gibi daha nice ressamımıza, ilerledikleri sanat yollarında küçük destekler vermekten kaçınmamalıyız; bu destek onların sergilerine gitmek, onları yüreklendirmekten başka ne olabilir ki.

Fikret Otyam ( 12-Mart- 2008 )

 

1antik

50×80 cm oilpaint on canvas 2004 – ship07

 

Unknown

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship16

 

70×100 cm oilpaint on canvas 2005  – ship05

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship10

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship02

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005 – ship11

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship15

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship17

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship01

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship12

 

35×50 cm oilpaint on canvas 2005 – ship14

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2004 – ship08

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005 Murat Fıçıcı Kolleksiyonu  – ship06

 

50×70 cm oilpaint on canvas 2005  – ship20

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship23

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship18

 

100×140 cm oilpaint on canvas 2005  – ship09

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005 – ship25

 

100×140 cm oilpaint on canvas 2005  – ship19

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship21

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005 – ship22

 

70×100 cm oilpaint on canvas 2005  – ship26

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship13

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005  – ship24

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2004  – ship04

 

50×80 cm oilpaint on canvas 2005 – ship03